Antalya İş Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

İş kazası sonucunda yaralanan veya çalışma gücünü kaybeden işçi, olayın özelliklerine göre işverene ve sorumluluğu bulunan diğer kişilere karşı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde ise ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler bakımından destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Ancak bir olayın SGK tarafından iş kazası olarak değerlendirilmesi ile işverenin işçiye karşı maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulması aynı hukuki mesele değildir. Tazminat davasında olayın meydana geliş biçimi, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, işçinin ve diğer kişilerin kusuru, kaza ile zarar arasındaki illiyet bağı, işçinin yaşı ve ücreti, meslekte kazanma gücü kaybı, geçici veya sürekli iş göremezlik durumu ve SGK tarafından yapılan ödemeler birlikte değerlendirilir.

Antalya’da iş kazası dosyalarını değerlendirirken yalnızca kazanın SGK’ya bildirilmiş olup olmadığına bakmayı yeterli görmüyorum. Özellikle kazanın nasıl meydana geldiğinin, hangi iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığının, işçinin hangi işi yaptığı sırada yaralandığının, eğitim ve koruyucu ekipman kayıtlarının, kusur durumunun ve ortaya çıkan sürekli çalışma gücü kaybının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir. Konu hakkındaki diğer dava türleri için Antalya İşçi Davaları Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş
Antalya Barosu
Son güncelleme: 29 Ağustos 2026
Hukuki inceleme: Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Antalya İş Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Davaları - Antalya Avukat

Kısa Cevap: İş Kazası Geçiren İşçi Hangi Tazminatları Talep Edebilir?

İş kazası nedeniyle bedensel zarara uğrayan işçi, somut olayın koşullarına göre başta;

  • geçici iş göremezlik nedeniyle oluşan zararları,
  • sürekli iş göremezlik veya çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararları,
  • tedavi ve iyileşme sürecinden kaynaklanan giderleri,
  • ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları,
  • manevi tazminatı

talep edebilir.

İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde ise özellikle cenaze giderleri, ölümden önce gerçekleşen tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıpları ile ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelebilir. Ölen işçinin yakınlarının manevi tazminat talep etmesi de olayın şartlarına göre mümkündür.

Tazminatın miktarı sabit değildir. İşçinin yaşı, geliri, maluliyet veya çalışma gücü kaybı oranı, kusur oranları, yaşam ve çalışma süresi varsayımları ile SGK tarafından yapılan ve hukuken dikkate alınması gereken ödemeler hesaplamada etkili olabilir.

İş Kazası Nedir?

İş kazası kavramının sosyal güvenlik hukuku bakımından temel düzenlemesi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde yer almaktadır.

Bir olayın yalnızca işyerinin fiziksel sınırları içerisinde meydana gelmesi iş kazası değerlendirmesinin tek ölçütü değildir. Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde işyeri dışında meydana gelen bazı olaylar da iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.

SGK’nın güncel açıklamasında bir olayın iş kazası olarak değerlendirilebilmesi bakımından sigortalının bir olayla karşılaşması ve bu olay nedeniyle bedenen veya ruhen engelli hâle gelmesi temel unsurlar arasında gösterilmektedir.

Hangi Durumlar İş Kazası Sayılabilir?

Somut olayın şartlarına göre özellikle;

  • işçinin işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar,
  • işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelen olaylar,
  • görev nedeniyle işyeri dışında bulunulduğu sırada meydana gelen bazı kazalar,
  • emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanda gerçekleşen olaylar,
  • işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş veya dönüş sırasında meydana gelen bazı kazalar

5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası niteliğinde değerlendirilebilir.

Ancak her trafik kazası, her işyeri dışındaki yaralanma veya işe gidiş geliş sırasında meydana gelen her olay otomatik olarak iş kazası değildir. Olay ile iş ilişkisi arasındaki hukuki bağ ayrıca incelenmelidir.

İş Kazasının SGK'ya Bildirilmesi

Hizmet akdiyle çalışan 4/a kapsamındaki sigortalıların geçirdiği iş kazasının işveren tarafından yetkili kolluk birimine derhal ve Sosyal Güvenlik Kurumuna kanundaki süre içerisinde bildirilmesi gerekir.

SGK, işveren tarafından Kuruma yapılacak bildirimin kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde yapılması gerektiğini belirtmektedir.

İş kazasının işverenin kontrolü dışındaki bir yerde gerçekleşmesi ve işverenin kazayı sonradan öğrenmesi gibi durumlarda bildirim süresinin başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.

İşveren Kazayı SGK'ya Bildirmezse İşçi Tazminat İsteyemez mi?

Hayır.

İşverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması tek başına işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. İş kazasının meydana geldiği ve olayın iş kazası niteliğinde olduğu diğer delillerle ortaya konulabilir.

Bu nedenle özellikle kayıt dışı çalıştırılan veya kazası işveren tarafından bildirilmemiş işçiler bakımından;

  • hastane kayıtları,
  • 112 kayıtları,
  • kolluk tutanakları,
  • işyeri kamera görüntüleri,
  • tanıklar,
  • WhatsApp ve diğer yazışmalar,
  • vardiya ve puantaj kayıtları,
  • SGK kayıtları,
  • ücret ödeme kayıtları

önemli hale gelebilir. Kayıt dışı istihdam ve tespit süreçleri hakkında Antalya Hizmet Tespiti ve Sigortasız Çalıştırma Davaları sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.

İşverenin Sorumluluğu ve İSG Önlemleri

İşverenin temel yükümlülüğü yalnızca işçiye iş vermek ve ücret ödemek değildir. İşveren, çalışma ortamında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacıyla gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenlerin iş kazalarının önlenmesine yönelik tedbirleri belirlemesi, uygulaması, denetlemesi ve çalışma ortamındaki riskleri yönetmesi gerekir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da işverenin yükümlülükleri arasında risk değerlendirmesi yapılmasını, çalışanların bilgilendirilmesini, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesini, sağlık gözetimini ve iş kazalarının kayıt ve bildirimini açık biçimde saymaktadır.

İşverenin İş Güvenliği Önlemi Alması Yeterli midir?

Her durumda yalnızca bir talimat veya eğitim formunun bulunması yeterli değildir.

Somut kazada;

  • risk öngörülebilir miydi?
  • uygun koruyucu ekipman verilmiş miydi?
  • ekipmanın fiilen kullanılması denetlenmiş miydi?
  • makine veya ekipmanda gerekli koruyucular mevcut muydu?
  • işçi yaptığı işe uygun eğitim almış mıydı?
  • işveren talimatlara uyulup uyulmadığını denetliyor muydu?
  • çalışma düzeni kazaya neden olacak biçimde miydi?
  • risk değerlendirmesinde bu tehlike öngörülmüş müydü?

gibi hususlar birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle yalnızca işçinin imzasının bulunduğu standart bir “iş güvenliği eğitimi aldım” belgesinden hareketle işverenin sorumluluğunun bulunmadığını söylemek doğru değildir.

Kusur Oranı ve İşçinin Durumu

İş kazası tazminat davalarının en önemli aşamalarından biri kusur incelemesidir.

Mahkeme, kazanın meydana gelmesinde işverenin, işçinin veya üçüncü kişilerin hangi davranışlarının etkili olduğunu değerlendirebilir. İş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişiler aracılığıyla kazanın oluş mekanizması ve tarafların yükümlülükleri incelenebilir.

İşçi Kusurluysa Tazminat Alamaz mı?

İşçinin kazada kusurlu olması, tek başına bütün tazminat haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Örneğin kazanın oluşumunda hem işverenin hem işçinin kusuru bulunabilir. Bu durumda kusurun tazminat hesabındaki etkisi somut dosyaya göre değerlendirilir.

Bu nedenle işveren tarafından sıkça ileri sürülen;

“İşçi dikkatsizdi.”
“Koruyucu ekipmanı kullanmadı.”
“Talimatlara uymadı.”

şeklindeki savunmalar tek başına yeterli değildir.

İşverenin gerekli koruyucuyu sağlayıp sağlamadığı, işçinin kullanımını denetleyip denetlemediği, gerekli eğitimin verilmiş olup olmadığı ve iş organizasyonunun güvenli şekilde kurulup kurulmadığı da incelenmelidir.

Maddi Tazminat ve Hesaplama

İş kazası nedeniyle bedensel bütünlüğü zarar gören işçinin ekonomik kayıplarının giderilmesini amaçlayan tazminat maddi tazminattır.

Türk Borçlar Kanunu bedensel zarar halinde özellikle;

  • tedavi giderlerini,
  • kazanç kaybını,
  • çalışma gücünün azalması veya tamamen kaybedilmesinden doğan zararları,
  • ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları

maddi zarar kapsamında düzenlemektedir.

İş kazası tazminat hesabı bu nedenle yalnızca işçinin hastanede kaldığı günlerde alamadığı ücret üzerinden yapılmaz.

Geçici İş Göremezlik Zararı Nedir?

İş kazası nedeniyle işçinin belirli bir süre çalışamaması ancak daha sonra yeniden çalışma gücüne kavuşması halinde geçici iş göremezlik dönemi gündeme gelir.

Bu süreçte işçinin kaza olmasaydı elde edeceği gelir ile fiilen elde ettiği gelir arasındaki fark ve SGK tarafından yapılan ödemeler birlikte değerlendirilerek karşılanmamış bir zarar bulunup bulunmadığı hesaplanabilir.

Örneğin bir işçinin iş kazası nedeniyle üç ay boyunca çalışamaması ile kazadan sonra kalıcı çalışma gücü kaybına uğraması hukuken aynı zarar değildir. Geçici ve sürekli zarar dönemleri ayrı ayrı incelenmelidir.

Sürekli İş Göremezlik ve Maluliyet Tazminatı

İş kazasının işçide kalıcı bir zarar bırakması halinde sürekli iş göremezlik veya çalışma gücü kaybından kaynaklanan maddi zarar gündeme gelebilir.

Uygulamada bu tür talepler sıklıkla “iş kazası maluliyet tazminatı” olarak adlandırılmaktadır.

Ancak tazminat miktarı yalnızca maluliyet oranının bir maaşla çarpılmasıyla hesaplanmaz.

Hesaplamada özellikle;

  • işçinin kaza tarihindeki yaşı,
  • geliri,
  • çalışma ve yaşam süresi,
  • çalışma gücü kaybının niteliği ve oranı,
  • kusur durumu,
  • aktif ve pasif dönem hesabı,
  • SGK tarafından yapılan ve hukuken mahsup edilmesi gereken ödemeler

gibi değişkenler birlikte dikkate alınabilir.

İş Kazasında Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?

İşçinin yaralanmasının kalıcı etkisinin bulunup bulunmadığı tıbbi incelemeyle belirlenir.

Burada işçinin yalnızca hastane epikrizi veya kendi doktorundan aldığı bir rapor üzerinden kesin tazminat hesabı yapılması doğru değildir.

Dosyanın niteliğine göre Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık kurulları, yetkili sağlık kurumları ve yargılama sırasında gerektiğinde Adli Tıp Kurumu veya ilgili uzmanlık kurulları tarafından değerlendirmeler yapılabilir.

Maluliyet Oranına İtiraz Edilebilir mi?

Koşulları varsa evet.

Tıbbi değerlendirmeler arasında çelişki bulunması, iyileşme sürecinin tamamlanmamış olması veya raporun kazaya bağlı bütün sekelleri değerlendirmediğinin ileri sürülmesi halinde ilgili usuller çerçevesinde itiraz ve yeni inceleme gündeme gelebilir.

Özellikle tazminat miktarının doğrudan etkilenebileceği dosyalarda tıbbi raporların dikkatle incelenmesi önemlidir.

İş Kazasında Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

İş kazası nedeniyle maddi tazminat hesabı aktüeryal nitelikte teknik bir hesaplamadır.

Mahkeme uygulamasında hesap bilirkişileri tarafından işçinin geliri, yaşı, çalışma gücü kaybı, kusur oranları, çalışma ve yaşam süresine ilişkin kabul edilen veriler ve SGK tarafından sağlanan ödemeler üzerinden hesap yapılabilir. Bu nedenle internet üzerinde bulunan basit hesaplama araçları somut dosyanın gerçek tazminat miktarını kesin şekilde göstermez.

İşçinin Gerçek Ücreti Neden Önemlidir?

Tazminat hesabında işçinin gelirinin belirlenmesi kritik önemdedir.

İşçinin bordroda asgari ücretli gösterilmesine rağmen fiilen daha yüksek ücret aldığı iddia ediliyorsa gerçek ücretin hangi delillerle ortaya konulabileceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda;

  • banka kayıtları,
  • ücret bordroları,
  • meslek odası ve emsal ücret araştırmaları,
  • işçinin yaptığı iş, kıdemi, mesleki uzmanlığı,
  • tanık anlatımları, işyeri kayıtları

önem taşıyabilir. Gerçek ücretin yanlış belirlenmesi, özellikle genç ve kalıcı maluliyeti bulunan işçilerde uzun dönemli tazminat hesabını ciddi biçimde etkileyebilir. Bu konuda detaylı bilgi için Antalya Maaş Alacağı ve Ücret Uyuşmazlıkları sayfamızı inceleyebilirsiniz.

SGK'nın Yaptığı Ödemeler Tazminattan Düşülür mü?

İş kazası nedeniyle SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri gibi sosyal güvenlik yardımları yapılabilir.

Ancak SGK tarafından yapılan her ödemenin aynı şekilde ve doğrudan tazminattan çıkarılacağı söylenemez.

Hangi sosyal güvenlik ödemesinin ne ölçüde tazminat hesabında dikkate alınacağı, ödemenin niteliği ve rücuya tabi olup olmadığı gibi hukuki kriterlere göre belirlenir. Bu nedenle “SGK para ödedi, artık işverenden tazminat istenemez” şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.

Manevi Tazminat ve Kriterler

İş kazasının işçide oluşturduğu fiziksel ve ruhsal acı, elem ve yaşam kalitesindeki bozulmanın kısmen giderilmesi amacıyla manevi tazminat gündeme gelebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde olayın özellikleri dikkate alınarak zarar görene uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilebilmesine imkan tanımaktadır.

Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınları bakımından da manevi tazminat gündeme gelebilir.

Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir?

Manevi tazminatın matematiksel bir hesaplama formülü yoktur.

Mahkeme somut olayın özelliklerini değerlendirir. Özellikle;

  • kazanın ağırlığı,
  • işçinin yaralanmasının niteliği,
  • kalıcı sakatlık bulunup bulunmadığı,
  • işçinin yaşı,
  • tedavi süresi ve geçirdiği ameliyatlar,
  • tarafların kusur durumu,
  • kazanın işçinin günlük ve sosyal yaşamına etkisi,
  • olayın meydana geliş biçimi

manevi tazminat miktarının değerlendirilmesinde etkili olabilir.

Manevi tazminatın amacı zararı matematiksel olarak karşılamak değil, yaşanan manevi yıpranma karşısında olayın özelliklerine uygun bir giderim sağlamaktır.

İş Kazasında Maddi ve Manevi Tazminat Birlikte İstenebilir mi?

Evet.

Maddi tazminat ve manevi tazminat farklı zararları karşılar.

Örneğin iş kazasında kolunda kalıcı hareket kaybı oluşan bir işçi çalışma gücü kaybından kaynaklanan ekonomik zararları için maddi tazminat, yaşadığı fiziksel acı ve psikolojik etkiler nedeniyle manevi tazminat talep edebilir. Her iki talebin koşulları ve miktarı ayrı ayrı değerlendirilir.

Ölümlü Kazalar ve Destekten Yoksun Kalma

İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde tazminat taleplerinin kapsamı değişir.

Türk Borçlar Kanunu kapsamında ölüm halinde özellikle;

  • cenaze giderleri,
  • ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan zararlar,
  • ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin zararları

gündeme gelebilir. Bunun yanında olayın koşullarına göre ölen işçinin yakınlarının manevi tazminat talepleri de söz konusu olabilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin yaşamaya devam etmesi halinde ekonomik olarak destek sağlaması beklenen kişilerin bu desteğin kaybından kaynaklanan zararını gidermeyi amaçlar.

Bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılık sıfatına bağlı bir talep değildir.

Somut ilişkiye göre ölen kişinin fiilen veya düzenli olarak destek olduğu ya da gelecekte destek olması beklenen kişinin durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Ölen İşçinin Eşi ve Çocukları Tazminat İsteyebilir mi?

Koşulları varsa evet.

Ölen işçinin eşi ve çocukları, destek ilişkisinin bulunması halinde destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Anne ve baba bakımından ise destek ilişkisinin koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Tazminat miktarı ölen işçinin yaşı, geliri, yaşam ve çalışma süresi, destek gören kişinin yaşı, destek süresi, kusur oranları ve diğer aktüeryal unsurlara göre hesaplanabilir.

İş Kazasında Yakınlar Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde olayın özelliklerine göre zarar gören kişinin yakınlarının manevi tazminat talep etmesi mümkün olabilir.

Özellikle işçinin hayatını kaybettiği ağır iş kazalarında eş, çocuklar, anne ve baba gibi yakınların yaşadığı manevi zarar değerlendirme konusu olabilir. Ancak akrabalık ilişkisinin niteliği ve olayın somut şartları ayrıca incelenmelidir.

Antalya Sektörel İncelemeler (Şantiye ve Otel)

Antalya’da özellikle inşaat, turizm, otelcilik, temizlik, güvenlik ve taşeronluk ilişkilerinin yoğun olduğu işlerde kazanın meydana geldiği işyerinde birden fazla şirket bulunabilir.

Bu durumda yalnızca işçinin bordrosunda görünen şirket üzerinden değerlendirme yapılması yeterli olmayabilir.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı, işin kim tarafından organize edildiği, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinden kimin sorumlu olduğu ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin gerçek niteliği incelenmelidir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açıklamalarında da asıl ve alt işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin bulunduğu ve koordinasyonun önem taşıdığı belirtilmektedir.

Şantiyede Meydana Gelen İş Kazalarında Nelere Bakılır?

İnşaat ve şantiye kazalarında özellikle yüksekten düşmeye karşı koruma sistemleri, iskele güvenliği, korkuluklar, yaşam hatları, kişisel koruyucu donanımlar, elektrik güvenliği, makine ve ekipman koruyucuları, çalışma platformları, iş güvenliği eğitimi, saha gözetimi, risk değerlendirmesi ve alt işverenler arasındaki koordinasyon önem taşır.

Özellikle yüksekten düşme vakalarında yalnızca işçiye emniyet kemeri verilip verilmediği değil, kemerin bağlanabileceği güvenli bir sistemin oluşturulup oluşturulmadığı ve kullanımın fiilen denetlenip denetlenmediği de araştırılmalıdır.

Otel ve Turizm Sektöründeki İş Kazaları

Antalya’nın ekonomik yapısı nedeniyle otel, restoran, eğlence, turizm ve hizmet sektöründeki iş kazaları önemli bir uygulama alanı oluşturmaktadır.

Bu işyerlerinde mutfakta yanma ve kesilme, kaygan zeminde düşme, ağır yük kaldırılması nedeniyle yaralanma, elektrik kazaları, teknik servis çalışmaları, yüksekten düşme, servis veya işyeri taşıtı kazaları ve havuz ile teknik tesislerde meydana gelen kazalar iş kazası değerlendirmesine konu olabilir. Kazanın hangi işi yaparken gerçekleştiği ve işverenin o işe özgü riskleri önceden değerlendirip değerlendirmediği önemlidir. Turizm çalışanlarının hakları hakkında Antalya Turizm ve Otel Çalışanlarının İşçilik Hakları sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Deliller, Arabuluculuk ve Dava Süreci

İş kazası tazminat davasında deliller olayın nasıl gerçekleştiğinin ortaya çıkarılması bakımından kritik önemdedir.

Somut dosyaya göre özellikle;

  • iş kazası tutanağı,
  • SGK iş kazası bildirimi,
  • kolluk ve savcılık kayıtları,
  • hastane kayıtları, epikriz ve sağlık raporları,
  • iş göremezlik raporları, işyeri kamera görüntüleri,
  • fotoğraf ve video kayıtları,
  • iş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri,
  • risk değerlendirmesi,
  • kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları,
  • makine bakım kayıtları, vardiya ve puantaj kayıtları,
  • görev tanımları, WhatsApp ve e-posta yazışmaları,
  • tanık anlatımları, bilirkişi incelemeleri,
  • ceza soruşturması veya ceza davası dosyaları

önem taşıyabilir.

İş Kazasında Kamera Kayıtları Neden Önemlidir?

Kaza anının kamera kaydında bulunması olayın meydana geliş biçiminin ortaya konulmasında son derece önemli olabilir.

Ancak kamera kayıtları belirli süre sonunda sistem tarafından otomatik olarak silinebilir. Bu nedenle özellikle ağır yaralanmalı veya tartışmalı iş kazalarında delillerin korunmasına ilişkin işlemlerin geciktirilmemesi gerekir.

İş Kazasında Ceza Davası ile Tazminat Davası Aynı Şey midir?

Hayır.

İş kazası sonucunda taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları bakımından ceza soruşturması yürütülebilir.

Ancak ceza soruşturması veya ceza davası ile işçinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin görüldüğü hukuk davası farklı yargılama süreçleridir. Ceza dosyasındaki olay tespitleri, bilirkişi raporları ve diğer deliller tazminat davası açısından önem taşıyabilir; ancak hukuk mahkemesinin sorumluluk ve kusur değerlendirmesi kendi hukuki çerçevesinde yapılır.

İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk zorunlu değildir.

Bu konu iş hukukundaki diğer alacaklardan önemli biçimde ayrılır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde işçi veya işveren alacağı ve tazminatı davalarında genel olarak arabuluculuk dava şartı kabul edilmiş olmakla birlikte, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun dışında bırakılmıştır.

Bu nedenle iş kazası maddi ve manevi tazminat davası açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması kural olarak gerekmez. Bununla birlikte aynı uyuşmazlık kapsamında kıdem, ihbar, ücret veya diğer işçilik alacakları da talep edilecekse bu taleplerin arabuluculuk bakımından hukuki durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Süreç yönetimi hakkında Antalya İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İş Kazası Tazminat Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

İş kazasından kaynaklanan işçi ve işveren arasındaki maddi ve manevi tazminat uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir.

Ancak somut olayda davalıların kim olduğu ve uyuşmazlığın hukuki niteliği görev ve yargı yolu değerlendirmesini etkileyebilir. Örneğin kazanın meydana gelmesinde işveren dışındaki üçüncü kişilerin veya kamu idaresinin sorumluluğu bulunuyorsa görev ve sorumluluk değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.

İş Kazası Tazminat Davası Nerede Açılır?

İş mahkemelerinde yetki değerlendirilirken 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'ndaki özel yetki kuralları dikkate alınır.

İşin veya işlemin yapıldığı yer ve davalının yerleşim yeri gibi bağlantılar somut olaya göre önem taşıyabilir. Antalya’da meydana gelen bir iş kazasında kazanın gerçekleştiği işyerinin Antalya’da bulunması yetki değerlendirmesinde özellikle önemlidir.

İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Ne Kadardır?

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı konusu dosyanın hukuki niteliğine göre dikkatle değerlendirilmelidir.

Uygulamada sözleşmesel sorumluluk çerçevesindeki iş kazası tazminat taleplerinde 10 yıllık zamanaşımı süresi önemli bir temel kuraldır.

Ancak kazanın aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil oluşturması, ölüm veya zarar gelişiminin farklı tarihlerde belirginleşmesi, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve somut dosyanın diğer özellikleri zamanaşımı değerlendirmesini etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca kaza tarihine bakılarak “dava süresi kesin olarak dolmuştur” veya “henüz çok zaman vardır” sonucuna ulaşılmasını doğru bulmuyorum.

İş Kazasından Sonra İşçi Ne Yapmalıdır?

İş kazası sonrasında sağlık durumu her zaman ilk önceliktir. Bunun yanında ileride oluşabilecek hukuki uyuşmazlık bakımından olayın kayıt altına alınması da önemlidir.

Mümkün olduğu ölçüde;

  • sağlık kuruluşunda olayın iş kazası olduğunun doğru şekilde belirtilmesi,
  • kazanın işverene bildirilmesi,
  • SGK bildiriminin yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi,
  • iş kazası tutanağının incelenmesi,
  • varsa kamera kayıtlarının korunması,
  • kaza yerinin fotoğraflarının alınması,
  • tanıkların belirlenmesi,
  • sağlık raporları ve hastane belgelerinin saklanması,
  • ücret ve çalışma kayıtlarının korunması

ileride önem taşıyabilir. İşçinin ağır yaralı olduğu durumlarda bu işlemlerin işçinin kendisi tarafından yapılması elbette mümkün olmayabilir. Bu nedenle aile tarafından da kayıtların korunması önemlidir.

İşverenin Hazırladığı İş Kazası Tutanağı İmzalanmalı mı?

İşçinin kazanın oluş biçimine ilişkin gerçeği yansıtmayan bir belgeyi incelemeden imzalaması ileride uyuşmazlığa neden olabilir.

Özellikle “kendi dikkatsizliği sonucu düştü”, “işverenin herhangi bir kusuru yoktur”, “talimat dışı hareket etti” gibi hukuki sonuç doğurabilecek ifadeler içeren belgeler dikkatle okunmalıdır.

Bir belgenin imzalanmış olması her durumda içeriğinin kesin olarak doğru kabul edileceği anlamına gelmese de ileride delil olarak kullanılabileceği unutulmamalıdır.

İş Kazasından Sonra İşverenle İbraname veya Feragatname İmzalanması

İş kazası sonrasında işveren tarafından belirli bir ödeme yapılarak işçiden “başka hiçbir hakkım kalmadı” şeklinde belge alınması uygulamada karşılaşılan durumlardan biridir.

Ancak bu tür belgelerin hukuki geçerliliği yalnızca başlığına bakılarak belirlenmez.

Ödemenin ne için yapıldığı, belgenin düzenlenme zamanı, içeriği, işçinin gerçek zararının belli olup olmadığı ve emredici hukuk kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle kalıcı maluliyet oranının henüz belirlenmediği erken dönemde imzalanan belgelerin hukuki etkisi ayrıca incelenmelidir.

Antalya İş Kazası Dosyalarında Neleri Kontrol Ediyorum?

Antalya’da bir iş kazası tazminat dosyasını değerlendirirken özellikle;

  • kazanın tam olarak nerede ve nasıl meydana geldiğini,
  • işçinin sigortalılık durumunu,
  • işveren ve varsa alt işveren ilişkisini,
  • işçinin fiilen yaptığı işi,
  • iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini, risk değerlendirmesini,
  • kişisel koruyucu donanım kayıtlarını,
  • makine ve ekipmanların bakım ve güvenlik durumunu,
  • kazaya ilişkin kamera ve fotoğraf kayıtlarını,
  • tanıkları, SGK iş kazası bildirimini,
  • kolluk ve savcılık dosyalarını, hastane ve tedavi belgelerini,
  • geçici iş göremezlik dönemini,
  • kalıcı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığını,
  • işçinin gerçek ücretini, SGK tarafından yapılan ödemeleri,
  • kusur raporlarını, maddi ve manevi tazminat koşullarını,
  • ölüm varsa destekten yoksun kalma ilişkilerini,
  • zamanaşımı ve görev-yetki konularını

birlikte inceliyorum. İş kazası dosyalarında yalnızca “kaza işyerinde oldu” veya “işveren kusurludur” yaklaşımı üzerinden dava değerlendirmesi yapılmasını yeterli görmüyorum. Dosyanın hem iş sağlığı ve güvenliği hem sosyal güvenlik hem de tazminat hukuku yönünden birlikte incelenmesi gerekir.

Antalya İş Kazası Tazminat Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada özellikle;

  • iş kazasını zamanında kayıt altına almamak,
  • kamera görüntülerinin silinmesine izin vermek,
  • gerçeği yansıtmayan kaza tutanağını incelemeden imzalamak,
  • işverenin SGK bildirimi yapmaması nedeniyle hak bulunmadığını düşünmek,
  • SGK’dan gelir bağlanmasını işverenden tazminat istenemeyeceği şeklinde yorumlamak,
  • yalnızca SGK kayıtlarındaki ücret üzerinden zarar hesabı yapmak,
  • işçinin gerçek ücretini araştırmamak,
  • geçici ve sürekli iş göremezliği birbirine karıştırmak,
  • maluliyet oranı belirlenmeden kesin tazminat hesabı yapmak,
  • kusur raporlarını teknik olarak incelememek,
  • asıl işveren-alt işveren ilişkisini araştırmamak,
  • işverenin yalnızca eğitim formu veya koruyucu ekipman teslim tutanağı sunmasını yeterli kabul etmek,
  • maddi tazminat ile manevi tazminatı aynı hesaplama mantığıyla değerlendirmek,
  • ölümlü kazada destekten yoksun kalan kişileri doğru belirlememek,
  • iş kazası maddi ve manevi tazminat davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu zannetmek,
  • zamanaşımı değerlendirmesini geciktirmek

hak kaybına neden olabilir.

Antalya İş Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Hukuki Destek

Antalya’da iş kazası nedeniyle hukuki destek; kazanın iş kazası niteliğinin değerlendirilmesini, SGK kayıtlarının incelenmesini, işveren ve varsa alt işveren sorumluluğunun belirlenmesini, iş sağlığı ve güvenliği belgelerinin değerlendirilmesini, delillerin korunmasını, kusur ve maluliyet incelemelerini, maddi zarar hesabını, manevi tazminat talebini ve gerekiyorsa ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatını kapsayabilir.

İş kazası dosyalarında amaç yalnızca yüksek bir tazminat rakamı ileri sürmek değildir. Öncelikle kazanın hukuki ve teknik oluş biçimini, sorumluluğu, işçinin gerçek zararını ve bu zararın hangi delillerle ispatlanabileceğini doğru şekilde ortaya koymak gerekir.

Antalya’da iş kazası sonucu yaralanma, kalıcı çalışma gücü kaybı veya ölüm meydana gelmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat haklarınız konusunda hukuki değerlendirme almak için iletişime geçebilirsiniz.

Antalya'da iş kazası geçirdiyseniz, yaralanma, maluliyet veya vefat durumunda maddi ve manevi tazminat haklarınız konusunda hukuki değerlendirme almak için iletişime geçebilirsiniz.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME İÇİN ARAYIN: +90 543 620 68 36
Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş
Antalya Barosu
Muratpaşa, Antalya

Sık Sorulan Sorular (SSS)

İş kazası nedir?

5510 sayılı Kanunda belirtilen hallerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı olayın hemen ardından veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay iş kazası olarak değerlendirilebilir.

İş kazası sadece işyerinde mi gerçekleşir?

Hayır. Kanunda belirtilen şartların bulunması halinde işyeri dışında meydana gelen bazı olaylar da iş kazası sayılabilir.

İş kazası kaç gün içinde SGK'ya bildirilmelidir?

4/a kapsamındaki çalışanların iş kazasının işveren tarafından SGK'ya kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmesi gerekir.

İşveren iş kazasını bildirmezse işçi tazminat alamaz mı?

Hayır. Bildirim yapılmamış olması işçinin bütün haklarını ortadan kaldırmaz. Kazanın gerçekleştiği ve iş kazası niteliğinde olduğu diğer delillerle ortaya konulabilir.

İş kazasında hangi tazminatlar istenebilir?

Somut olayın özelliklerine göre geçici iş göremezlik, sürekli çalışma gücü kaybı, tedavi giderleri, ekonomik geleceğin sarsılması gibi maddi zararlar ile manevi tazminat talep edilebilir.

İş kazasında maluliyet tazminatı nedir?

Kazanın işçide kalıcı çalışma gücü kaybına yol açması halinde gelecekteki gelir kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini gündeme gelebilir. Uygulamada bu zarar sıklıkla maluliyet tazminatı olarak ifade edilmektedir.

İşçi kazada kusurluysa tazminat alamaz mı?

İşçinin kusurlu olması otomatik olarak bütün tazminat haklarını ortadan kaldırmaz. İşveren, işçi ve varsa diğer kişilerin kusur oranları birlikte değerlendirilir.

SGK'dan para alan işçi işverenden ayrıca tazminat isteyebilir mi?

Koşulları varsa evet. SGK'nın yaptığı sosyal güvenlik ödemeleri ile işverenin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat aynı şey değildir. SGK ödemelerinin hesap üzerindeki etkisi ayrıca belirlenir.

İş kazasında manevi tazminat alınabilir mi?

Koşulları varsa evet. İşçinin bedensel bütünlüğünün zarar görmesi ve olay nedeniyle yaşadığı fiziksel ve manevi etkiler dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilebilir.

İş kazasında manevi tazminat ne kadar olur?

Sabit bir tutar veya matematiksel formül yoktur. Kazanın ağırlığı, yaralanma, kalıcı sakatlık, tedavi süresi, tarafların kusuru ve olayın işçi üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilir.

Ölümlü iş kazasında kimler tazminat isteyebilir?

Destekten yoksun kalan kişiler şartları varsa destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Ölen işçinin yakınlarının manevi tazminat talepleri de olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı sadece mirasçılara mı ödenir?

Hayır. Bu talebin temelinde mirasçılık değil, ölen kişinin sağlığında sağladığı veya ileride sağlaması beklenen destek ilişkisi bulunmaktadır.

İş kazasında gerçek maaş neden önemlidir?

Çalışma gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminat hesaplanırken işçinin geliri temel değişkenlerden biridir. Bordrodaki ücret ile gerçek ücret farklıysa gerçek ücretin delillerle ortaya konulması gerekebilir.

İş kazası tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları zorunlu arabuluculuğun kanuni istisnaları arasındadır.

İş kazası tazminat davasında hangi mahkeme görevlidir?

İşçi ile işveren arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir.

İş kazası tazminat davasında avukat zorunlu mudur?

Genel olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak kusur, iş sağlığı ve güvenliği, maluliyet, aktüeryal tazminat hesabı, SGK ödemeleri, asıl-alt işveren ilişkisi ve zamanaşımı gibi teknik konular dosyayı karmaşık hale getirebilir.

Resmî Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

Önemli Hukuki Not: Bu sayfadaki bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı ve işverenin maddi veya manevi tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığı; kazanın meydana geliş biçimine, sigortalılık durumuna, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine, tarafların kusuruna, illiyet bağına, işçinin gerçek gelirine, geçici veya sürekli iş göremezlik durumuna, tıbbi raporlara, SGK tarafından yapılan ödemelere, davalıların hukuki sıfatına ve zamanaşımı koşullarına göre değişebilir. Her iş kazası dosyasının kendi koşulları içerisinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.