Antalya İzale-i Şuyu Davaları: Ortaklığın Giderilmesi ve Taşınmazın Satışı

Bir taşınmazın birden fazla kişi adına paylı veya elbirliği mülkiyetiyle kayıtlı olması, ortakların bu mülkiyet ilişkisini süresiz olarak devam ettirmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Ortaklardan biri taşınmazdaki ortaklığın sona ermesini istediğinde, şartların bulunması halinde ortaklığın giderilmesi davası, uygulamada yaygın kullanılan adıyla izale-i şuyu davası gündeme gelebilir.

Bu davalarda temel amaç, taşınmaz üzerindeki ortak mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesidir. Mahkeme somut taşınmazın özelliklerine göre ortaklığın aynen taksim yoluyla mı yoksa satış suretiyle mi giderileceğini değerlendirir.

Özellikle miras kalan taşınmazlarda kardeşler veya diğer mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması, hissedarlardan birinin taşınmazı tek başına kullanması, satış konusunda uzlaşılamaması veya ortaklardan birinin payını ekonomik olarak değerlendirmek istemesi ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarını gündeme getirebilir.

Antalya’da gayrimenkul ve miras uyuşmazlıkları alanında çalışan bir avukat olarak ortaklığın giderilmesi dosyalarında yalnızca tapudaki hisse oranlarına bakmıyorum. Taşınmazın niteliğini, paydaş sayısını, paylı veya elbirliği mülkiyeti bulunup bulunmadığını, aynen taksimin teknik ve hukuki olarak mümkün olup olmadığını, imar durumunu, taşınmaz üzerindeki yapı ve muhdesatları, fiilî kullanım durumunu, taraflar arasındaki miras ilişkisini ve satış halinde ortaya çıkabilecek sonuçları birlikte değerlendiriyorum.

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş
Antalya Barosu
Son güncelleme: 28 Ağustos 2026
Hukuki inceleme: Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Antalya İzale-i Şuyu Davaları, Ortaklığın Giderilmesi ve Taşınmaz Satışı - Antalya Avukat

Bu sayfada Antalya’da izale-i şuyu ve ortaklığın giderilmesi davalarını, aynen taksim ve satış yoluyla ortaklığın giderilmesini, miras kalan taşınmazları, hissedarların haklarını, zorunlu arabuluculuğu, görevli ve yetkili mahkemeyi, açık artırma sürecini ve dava öncesinde dikkat edilmesi gereken temel hukuki konuları açıklıyorum.

Kısa Cevap: Bir Hissedar Tek Başına Ortaklığın Giderilmesini İsteyebilir mi?

Kural olarak evet.

Paylı mülkiyette her paydaş, hukuki bir engel bulunmadığı sürece malın paylaşılmasını isteyebilir. Dolayısıyla bütün hissedarların birlikte dava açması gerekmez.

Tek bir paydaş da: “Bu ortaklığın devam etmesini istemiyorum.” diyerek ortaklığın giderilmesini talep edebilir.

Ancak somut olayda:

  • paylı mı elbirliği mülkiyeti mi bulunduğu,
  • ortaklığın devamını gerektiren bir hukuki işlem olup olmadığı,
  • taşınmazın sürekli bir amaca özgülenip özgülenmediği,
  • aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığı

ayrıca değerlendirilmelidir.

İzale-i Şuyu Ne Demektir?

“İzale-i şuyu” eski hukuk terminolojisinde kullanılan bir ifadedir. Günümüzde kanuni ve uygulamadaki temel ifade: ortaklığın giderilmesi şeklindedir.

İzale-i şuyu davası ile ortaklığın giderilmesi davası aynı hukuki süreci ifade eder. Bu davanın amacı: ortak mal üzerindeki birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirmektir.

Uyuşmazlığın niteliğine göre ortaklık aynen taksim veya satış yoluyla giderilebilir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Hukuki Dayanağı Nedir?

Ortaklığın giderilmesinin temel hukuki dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun paylı mülkiyet hükümleridir. Özellikle TMK m.698 ve devamında paydaşların paylaşma hakkı ve paylaşmanın nasıl gerçekleştirileceği düzenlenmiştir.

Paydaşlardan her biri, hukuken geçerli bir sınırlama bulunmadığı sürece paylaşma talebinde bulunabilir. Paylaşma biçimi konusunda tarafların anlaşamaması halinde mahkeme:

  • malın aynen bölünmesini,
  • şartları varsa satış yoluyla ortaklığın giderilmesini

değerlendirir. Miras ortaklıklarında elbirliği mülkiyeti bulunması halinde Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümleri de ayrıca önem taşır.

Ortaklığın Giderilmesi Hangi Taşınmazlarda İstenebilir?

Ortaklığın giderilmesi özellikle konut, apartman dairesi, villa, arsa, tarla, bağ ve bahçe, dükkân, işyeri ve ticari taşınmaz gibi birden fazla kişinin birlikte malik olduğu taşınmazlarda gündeme gelebilir.

Taşınmazın türü, ortaklığın nasıl giderileceğinin belirlenmesinde önemlidir. Örneğin büyük bir tarım arazisinin fiziksel olarak bölünmesi ile tek bağımsız bölümden oluşan bir dairenin bölünmesi aynı şekilde değerlendirilemez.

Paylı Mülkiyet ile Elbirliği Mülkiyeti Arasındaki Fark Nedir?

Ortaklığın giderilmesi dosyalarında ilk baktığım konulardan biri mülkiyet türüdür.

  • Paylı mülkiyette: Her paydaşın tapuda belirli bir pay oranı bulunmaktadır. Örneğin 1/2, 1/4, 3/8 gibi oranlar tapu kaydında görülebilir.
  • Elbirliği mülkiyetinde: Ortakların mal üzerinde belirli payları fiilen ayrılmış değildir. Miras ortaklığı bunun en yaygın örneklerinden biridir. Mirasçılar terekeye elbirliği halinde sahip olabilir.

Bu ayrım hem dava stratejisini hem de yapılması gereken işlemleri etkileyebilir.

Miras Kalan Taşınmaz İçin İzale-i Şuyu Davası Açılabilir mi?

Evet.

Ortaklığın giderilmesi davalarının önemli bir bölümü miras kalan taşınmazlardan kaynaklanmaktadır. Örneğin anne veya babadan kalan ev, arsa, tarla, dükkân, yazlık veya villa birden fazla mirasçıya geçmiş olabilir.

Mirasçılardan bazıları taşınmazı satmak isterken diğerleri satışa karşı çıkabilir. Bu durumda şartların bulunması halinde ortaklığın giderilmesi talep edilebilir. Bir mirasçının: “Ben satmak istemiyorum.” demesi, diğer mirasçıların ortaklığın giderilmesini istemesini her durumda engellemez.

Bütün Mirasçıların Satışa Onay Vermesi Gerekir mi?

Hayır.

Ortaklığın giderilmesi davasının varlık nedeni zaten tarafların ortak malın geleceği konusunda anlaşamamasıdır. Bir mirasçı veya hissedar ortaklığın sona ermesini istediğinde, diğer hissedarların satışa onay vermemesi davanın açılmasını tek başına engellemez.

Ancak mahkeme doğrudan her durumda satış kararı vermez. Öncelikle "Aynen taksim mümkün mü?" sorusu değerlendirilmelidir.

Aynen Taksim Nedir?

Aynen taksim, ortak taşınmazın fiziksel olarak paydaşlara ayrı ayrı bölünebilmesi ve her paydaşa bağımsız bir bölüm tahsis edilebilmesidir.

Örneğin yeterli büyüklükteki bir arsanın imar ve mevzuat şartları elveriyorsa bölünmesi mümkün olabilir. Ancak aynen taksim için yalnızca fiziksel olarak araziyi ikiye veya üçe ayırmak yeterli değildir. Ayrıca imar mevzuatı, parsel büyüklükleri, tarım arazisi sınırlamaları, taşınmazın ekonomik bütünlüğü ve pay oranları dikkate alınmalıdır.

Mahkeme Önce Aynen Taksimi mi Değerlendirir?

Ortaklığın giderilmesinde temel amaç, mümkün olduğu ölçüde malın paylaştırılmasıdır.

Taraflar paylaşma biçiminde anlaşamazsa mahkeme somut malın niteliğine göre aynen bölünmenin mümkün olup olmadığını inceler. Aynen paylaşma malın değerinde önemli bir azalmaya yol açacaksa veya hukuken ve teknik olarak mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava açılırken: “Kesin açık artırma yapılacaktır.” şeklinde bir değerlendirme yapmak doğru değildir.

Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi Nedir?

Aynen taksim mümkün değilse ortak taşınmazın satılması ve satış bedelinin paydaşlara hisseleri oranında dağıtılması gündeme gelebilir. Mahkeme ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verdikten sonra satış işlemleri ilgili satış prosedürü kapsamında yürütülür.

Taşınmaz satıldıktan sonra elde edilen bedel paydaşların veya mirasçıların hukuki payları oranında dağıtılır.

Taşınmaz Açık Artırmayla mı Satılır?

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesinde taşınmazın cebri satış süreci gündeme gelir. Satış işlemleri elektronik satış ve ilgili icra/satış mevzuatı çerçevesinde yürütülebilir.

Burada özellikle taşınmazın kıymet takdiri, satış ilanı, elektronik artırma, satış bedeli ve satış giderleri önem taşır. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davasında yalnızca mahkeme kararının değil, karardan sonraki satış sürecinin de ekonomik sonuçları dikkate alınmalıdır.

Satış Sadece Hissedarlar Arasında Yapılabilir mi?

Tarafların tamamının satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılması konusunda anlaşması halinde bu ihtimal ayrıca değerlendirilebilir. Ancak bütün paydaşların iradesi bulunmadan satışın otomatik olarak yalnızca hissedarlar arasında gerçekleştirileceği kabul edilmemelidir.

Bu nedenle hissedarlar “Taşınmaz aile dışına gitmesin.” istiyorsa dava sürecinden önce veya süreç içerisinde uzlaşma ihtimalini değerlendirmelidir.

Hissedarlardan Biri Taşınmazı Satın Alabilir mi?

Evet.

Satış sürecinin koşullarına göre hissedarlardan biri de artırmaya katılarak taşınmazı satın alabilir. Ancak satış prosedürü, teminat, artırma koşulları ve diğer paydaşların durumu dikkate alınmalıdır. Hissedar olmak tek başına taşınmazın doğrudan o kişiye verilmesini sağlamaz.

Bir Hissedar Diğerlerinin Payını Zorla Satın Alabilir mi?

Kural olarak bir paydaş: “Ben sizin paylarınızı almak istiyorum, bana satmak zorundasınız.” diyemez. Pay sahibinin kendi payı üzerinde tasarruf hakkı bulunmaktadır.

Ancak ortaklığın giderilmesi sonucunda taşınmazın tamamı satışa çıkarılabilir ve ortaklık bu şekilde sona erebilir. Dolayısıyla hukuki sonuç, diğer hissedarların paylarının doğrudan bir hissedara zorla devredilmesi değil, ortak malın mahkeme kararı sonucunda paylaşılması veya satılmasıdır.

Hisseli Tapuda Bir Paydaş Kendi Hissesini Satabilir mi?

Paylı mülkiyette paydaş kural olarak kendi payı üzerinde tasarruf edebilir. Ancak payın üçüncü kişiye satılması halinde diğer paydaşlar bakımından yasal önalım hakkı gündeme gelebilir.

Bu konu ortaklığın giderilmesi davasından farklı bir hukuki kurumdur. Dolayısıyla hisse satışı, önalım hakkı ve ortaklığın giderilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Taşınmazı Bir Hissedar Tek Başına Kullanıyorsa Ne Olur?

Bir paydaşın ortak taşınmazı tek başına kullanıyor olması, diğer paydaşların ortaklığın giderilmesini talep etmesini otomatik olarak engellemez.

Somut olayda ayrıca kullanım biçimi, diğer paydaşların kullanımının engellenip engellenmediği, kira veya kullanım bedeli ile ecrimisil talepleri gündeme gelebilir.

Ancak ecrimisil ve ortaklığın giderilmesi farklı hukuki taleplerdir. Aynı taşınmaz bakımından birbirleriyle bağlantılı olabilseler de şartları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Taşınmaz Üzerindeki Ev veya Yapı Bir Hissedara Aitse Ne Olur?

Ortak taşınmaz üzerinde paydaşlardan biri tarafından yapılmış ev, bina, depo, sera, ağaç veya tesis gibi unsurlar bulunabilir. Bu durumda muhdesat kavramı gündeme gelebilir.

Taraflar yapının kime ait olduğu konusunda anlaşmıyorsa ortaklığın giderilmesi dosyasıyla bağlantılı olarak muhdesatın aidiyetine ilişkin ayrı bir uyuşmazlık ortaya çıkabilir. Özellikle satış bedelinin dağıtılması bakımından yapı veya diğer muhdesatın kime ait olduğunun belirlenmesi ekonomik açıdan önemli olabilir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

Muhdesatın aidiyetinin tespiti, taşınmaz üzerindeki yapı veya ekonomik değer taşıyan unsurun hangi paydaş tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesine yönelik hukuki taleptir.

Örneğin ortak bir arsa üzerindeki evi yalnızca hissedarlardan biri kendi parasıyla yaptırmış olabilir. Bu durumda arsa üzerindeki pay sahipliği ile yapıyı meydana getiren kişinin ekonomik hakkı ayrı değerlendirmeler gerektirebilir.

Ortaklığın giderilmesi sürecinde böyle bir iddia varsa satış bedelinin paylaşımı açısından önceden değerlendirilmesini önemli görüyorum.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Zorunlu Arabuluculuk Var mı?

Evet.

Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Bu düzenleme 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinde açıkça yer almaktadır. Dolayısıyla ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.

Arabuluculukta Ortak Taşınmaz Paylaşılabilir mi?

Evet.

Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında arabuluculuk yalnızca dava şartını tamamlamak için yapılan biçimsel bir işlem olarak görülmemelidir. Taraflar örneğin:

  • taşınmazın bir hissedara bırakılması,
  • diğer hissedarların paylarının bedelinin ödenmesi,
  • taşınmazın birlikte satılması,
  • taşınmazların mirasçılar arasında paylaştırılması

konusunda anlaşabilir.

Taşınmazın devri veya taşınmaz üzerinde ayni hak kurulmasını içeren arabuluculuk anlaşmalarında kanunda özel usuller bulunmaktadır; taşınmazla ilgili anlaşma belgesinin icra edilebilirliği bakımından mahkeme denetimi öngörülmüştür.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Ortaklığın giderilmesi davalarında kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davanın taşınmazın ortaklığının sona erdirilmesine ilişkin olması, görevli mahkemenin belirlenmesinde temel unsurdur.

Ancak somut uyuşmazlıkta ortaklığın giderilmesinden önce çözülmesi gereken mülkiyet, tapu iptali, muhdesat veya mirasçılık gibi farklı sorunlar bulunuyorsa bunların dava sürecine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Nerede Açılır?

Taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi önemlidir. Bu nedenle Antalya’daki bir taşınmaz bakımından kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi üzerinden değerlendirme yapılır. Birden fazla taşınmazın farklı yerlerde bulunması halinde yetki konusu ayrıca incelenmelidir.

Dava Süreci, Bilirkişi ve Keşif

Bütün Hissedarlar Taraf Olmalı mı?

Ortaklığın giderilmesi davası bütün paydaşların hukuki durumunu doğrudan etkiler. Bu nedenle tüm paydaşların davada taraf olarak yer alması önemlidir.

Miras kalan taşınmazlarda mirasçıların eksiksiz belirlenmesi, veraset ilamının incelenmesi ve ölen paydaş bulunuyorsa onun mirasçılarının tespiti gerekebilir. Eksik taraf teşkili davanın usulünü ve süresini etkileyebilir.

Hissedarlardan Biri Vefat Etmişse Ne Olur?

Tapuda hissedar olarak görünen kişilerden biri vefat etmiş olabilir. Bu durumda onun payı mirasçılarına geçer. Dava açısından mirasçılık belgesi, mirasçıların kimlik ve adres bilgileri ve tapu intikalinin yapılıp yapılmadığı incelenmelidir. Tapu intikalinin henüz yapılmamış olması, mirasçılık durumunun hukuken mevcut olmadığı anlamına gelmez.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Ne Kadar Sürer?

Her dosya için tek bir süre vermek mümkün değildir.

Süreyi özellikle hissedar sayısı, tebligatlar, mirasçıların tespiti, taşınmaz sayısı, bilirkişi incelemesi, keşif, aynen taksim araştırması, muhdesat uyuşmazlığı ve kanun yolu süreçleri etkileyebilir. Satış kararı verilmesi halinde ayrıca satış aşaması bulunmaktadır. Bu nedenle dava süresi ile taşınmazın fiilen satılıp bedelin paydaşlara dağıtıldığı tarih aynı şey değildir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Bilirkişi ve Keşif Yapılır mı?

Somut taşınmaza göre yapılabilir.

Özellikle aynen bölünmenin mümkün olup olmadığı, taşınmazın değeri, imar durumu, üzerinde bulunan yapılar ve paydaşlara ayrı bölüm verilip verilemeyeceği konularının belirlenmesi için bilirkişi ve keşif önem taşıyabilir. Mahkeme teknik değerlendirmelerden yararlanarak paylaşmanın nasıl gerçekleştirilebileceğini inceler.

Antalya’da İzale-i Şuyu ve Ortaklığın Giderilmesi Davaları

Antalya’da taşınmaz değerlerinin yüksek olması ve özellikle miras yoluyla birden fazla kişiye geçen gayrimenkullerin yoğunluğu, ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarını ekonomik açıdan önemli hale getirmektedir.

Özellikle Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez, Döşemealtı, Aksu, Serik, Manavgat, Alanya, Kemer gibi bölgelerde bulunan arsa, tarla, konut, villa ve ticari taşınmazlarda çok hissedarlı mülkiyet yapılarıyla karşılaşılabilir.

Ancak taşınmaz değerinin yüksek olması tek başına satışın en doğru çözüm olduğu anlamına gelmez. Ben dosyada öncelikle aynen taksim ihtimali, tarafların uzlaşma olasılığı ve satışın ekonomik sonucu üzerinde duruyorum.

Antalya’da Ortaklığın Giderilmesi Dosyalarında Neleri Kontrol Ediyorum?

Bir izale-i şuyu veya ortaklığın giderilmesi dosyasını değerlendirirken yalnızca tapudaki pay oranlarına bakmıyorum. Somut dosyada özellikle:

  • Taşınmazın güncel tapu kaydı ve geçmiş tapu kayıtları
  • Paydaşların kim olduğu, pay oranları ve mülkiyetin (paylı/elbirliği) türü
  • Mirasçılık belgesi ve ölen paydaşların mirasçıları
  • Taşınmazın türü, kullanım şekli, imar durumu ve tarım arazilerine ilişkin bölünme sınırlamaları
  • Aynen taksimin teknik olarak mümkün olup olmadığı
  • Taşınmaz üzerinde bina veya başka muhdesat bulunup bulunmadığı ve kime ait olduğu
  • Taşınmazı fiilen kimin kullandığı ve taraflar arasında ecrimisil uyuşmazlığı olup olmadığı
  • Tarafların satış/paylaşma konusunda anlaşma girişimleri ve zorunlu arabuluculuk süreci
  • Satış halinde taşınmazın ekonomik durumu ve satış sonrası bedelin paylaşılmasına etki edebilecek hususlar

başlıklarını birlikte inceliyorum. Ortaklığın giderilmesi dosyasında temel mesele yalnızca “Bir hissedar satmak istiyor.” değildir. Taşınmazın hukuki ve fiziksel özelliklerinin dava sonucunda nasıl bir paylaşım veya satış yaratacağını önceden değerlendirmek gerekir.

Ortaklığın Giderilmesi Davalarında En Sık Karşılaşılan Hatalar Nelerdir?

Uygulamada sık karşılaşılan hatalardan biri: “Bir hissedar satmak istemiyorsa taşınmaz satılamaz.” şeklindeki düşüncedir.

Bunun yanında; tüm hissedarların doğru tespit edilmemesi, mirasçıların eksik bırakılması, aynen taksim ihtimalinin araştırılmaması, muhdesat iddiasının geç fark edilmesi, satış sonucunun ekonomik etkisinin hesaba katılmaması, hisse satışı ile ortaklığın giderilmesinin karıştırılması ve zorunlu arabuluculuk tamamlanmadan dava açılması süreci olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle önce tapu ve mülkiyet yapısını, ardından ekonomik ve usulî seçenekleri birlikte değerlendirmeyi önemli görüyorum.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Avukat Zorunlu mu?

Hayır.

Ortaklığın giderilmesi davalarında avukatla temsil her durumda zorunlu değildir. Ancak dosyada aynı anda eşya hukuku, miras hukuku, tapu sicili, aynen taksim, satış, muhdesat, önalım, arabuluculuk, bilirkişi ve keşif gibi farklı hukuki ve teknik konular gündeme gelebilir.

Özellikle yüksek değerli taşınmazlarda dava sonunda oluşacak satış biçimi ve ekonomik sonuçların dava başında değerlendirilmesi önemlidir.

Antalya'da hisseli bir taşınmaz, miras kalan gayrimenkul veya izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) uyuşmazlığınız bulunuyorsa; sürecin hukuki boyutunu tapu kaydı, veraset ilamı ve diğer belgeleriniz üzerinden değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Değerlendirme İçin İletişime Geçin

Antalya’da İzale-i Şuyu ve Ortaklığın Giderilmesi İçin Hukuki Destek

Antalya’da hisseli taşınmazlar, miras kalan gayrimenkuller ve ortak mülkiyetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda paydaşların ve mirasçıların hukuki durumlarını gayrimenkul ve miras hukuku kapsamında değerlendiriyorum.

Bir ortaklığın giderilmesi dosyasını incelerken ilk sorum yalnızca “Dava açılabilir mi?” değildir. Aynı zamanda: “Bu taşınmaz aynen paylaşılabilir mi, satış halinde ne olur ve dava dışı çözüm ekonomik olarak daha avantajlı olabilir mi?” sorularını da değerlendiriyorum.

Somut dosyada hukuki destek;

  • tapu ve mirasçılık kayıtlarının incelenmesi, paydaşların ve pay oranlarının belirlenmesi,
  • aynen taksim imkanının değerlendirilmesi ve zorunlu arabuluculuk sürecinin takibi,
  • ortaklığın giderilmesi davasının hazırlanması, keşif ve bilirkişi süreçlerinin takibi,
  • muhdesat iddialarının değerlendirilmesi,
  • satış kararının ve satış sürecinin takibi ile satış bedelinin paylaştırılmasına ilişkin hukuki durumun incelenmesi

konularını kapsayabilir.

Benim açımdan ortaklığın giderilmesi dosyalarında amaç yalnızca ortak mülkiyeti sona erdirmek değildir. Taşınmazın niteliği, hissedarların durumu, aynen taksim ihtimali ve satışın ekonomik sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş
Antalya Barosu
Muratpaşa, Antalya

Sık Sorulan Sorular (SSS)

İzale-i şuyu ne demektir?

İzale-i şuyu, günümüzde ortaklığın giderilmesi olarak adlandırılan ve ortak mal üzerindeki birlikte mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesini amaçlayan hukuki süreçtir.

Bir hissedar tek başına ortaklığın giderilmesi davası açabilir mi?

Kural olarak evet. Hukuki bir engel bulunmadığı sürece paydaşlardan biri ortaklığın giderilmesini talep edebilir.

Diğer hissedarlar satış istemezse dava açılabilir mi?

Evet. Bütün paydaşların satış konusunda anlaşması zorunlu değildir. Mahkeme ortaklığın hangi yöntemle giderileceğini değerlendirir.

Miras kalan ev için izale-i şuyu davası açılabilir mi?

Evet. Birden fazla mirasçıya kalan taşınmazlarda anlaşma sağlanamaması halinde ortaklığın giderilmesi talep edilebilir.

Aynen taksim nedir?

Taşınmazın hukuken ve teknik olarak mümkün olması halinde paydaşlara ayrı bölümler halinde paylaştırılmasıdır.

Mahkeme her durumda taşınmazı satar mı?

Hayır. Öncelikle aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığı değerlendirilir. Aynen taksim mümkün değilse satış gündeme gelebilir.

Ortaklığın giderilmesinde taşınmaz açık artırmayla satılır mı?

Satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi halinde taşınmaz ilgili cebri satış prosedürü kapsamında satışa çıkarılabilir.

Hissedarlardan biri taşınmazı satın alabilir mi?

Satış prosedürünün şartlarını yerine getirmesi halinde bir paydaş da artırmaya katılarak taşınmazı satın alabilir.

Satış yalnızca hissedarlar arasında yapılabilir mi?

Bunun için paydaşların tamamının bu yöndeki iradesi önemlidir. Somut satış koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Hissedar kendi payını üçüncü kişiye satabilir mi?

Paylı mülkiyette paydaş kural olarak payını devredebilir. Üçüncü kişiye satış halinde diğer paydaşların yasal önalım hakkı ayrıca gündeme gelebilir.

Taşınmaz üzerindeki bina bir hissedara aitse ne olur?

Muhdesatın aidiyeti gündeme gelebilir. Yapının hangi paydaş tarafından meydana getirildiği satış bedelinin paylaşımı açısından önemli olabilir.

Ortaklığın giderilmesi davasından önce arabuluculuk zorunlu mu?

Evet. Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır.

Ortaklığın giderilmesi davasında görevli mahkeme hangisidir?

Kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Ortaklığın giderilmesi davası nerede açılır?

Taşınmaz bakımından kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki yetkili mahkemede dava açılması gündeme gelir.

Ortaklığın giderilmesi davasında avukat zorunlu mu?

Hayır. Ancak paydaşların belirlenmesi, aynen taksim, muhdesat, arabuluculuk ve satış süreçleri nedeniyle hukuki değerlendirme önem taşıyabilir.

Resmî Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

Bu sayfadaki açıklamalar hazırlanırken özellikle aşağıdaki mevzuat ve resmî kaynaklar dikkate alınmıştır:

  • 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu: Paylı mülkiyet, elbirliği mülkiyeti, paylaşma hakkı ve ortak mülkiyetin sona erdirilmesine ilişkin temel hükümleri içermektedir. Özellikle TMK m.698 ve devamındaki hükümler ortaklığın giderilmesi bakımından önemlidir.
  • 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğu düzenlemektedir. 7445 sayılı Kanun ile eklenen 18/B maddesi, ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkları açıkça dava şartı arabuluculuk kapsamına almıştır.
  • 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Ortaklığın giderilmesi davalarında görev, yetki, taraf teşkili, bilirkişi, keşif ve yargılama usulüne ilişkin hükümler bakımından önem taşımaktadır.
  • 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Satış Mevzuatı: Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi sonrasında taşınmazın satış sürecinde ilgili cebri satış hükümleri gündeme gelebilir.
  • Yargıtay Başkanlığı: Aynen taksim, satış suretiyle ortaklığın giderilmesi, muhdesatın aidiyeti, taraf teşkili ve miras ortaklıklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda Yargıtay kararları somut dosyanın özelliklerine göre dikkate alınabilir.

Önemli Hukuki Not: Bu sayfadaki açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır.

Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında taşınmazın mülkiyet türü, paydaş sayısı ve pay oranları, mirasçılık durumu, taşınmazın imar ve fiziksel özellikleri, aynen taksim imkanının bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki yapılar ve muhdesatlar, fiilî kullanım durumu ve satışın ekonomik sonuçları hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.

Özellikle miras kalan veya çok sayıda paydaşı bulunan taşınmazlarda dava açılmadan önce tüm paydaşların ve mirasçıların eksiksiz belirlenmesi önemlidir.

Ayrıca ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamındadır; dava açılmadan önce ilgili sürecin usulüne uygun tamamlanması gerekir.