Antalya Hizmet Tespiti ve Sigortasız Çalıştırılma Davaları

Sigortasız çalıştırılan, sigorta başlangıcı geç bildirilen veya çalıştığı günlerin bir bölümü Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen işçi, şartları bulunuyorsa hizmet tespiti davası yoluyla gerçek çalışma sürelerinin sigortalı hizmet olarak tespitini talep edebilir.

Hizmet tespiti davasının amacı yalnızca işverenin sigortasız işçi çalıştırdığını ortaya koymak değildir. Mahkeme kararıyla tespit edilen çalışma süreleri, prim ödeme gün sayısı ve şartlarına göre prime esas kazanç bilgileri işçinin sosyal güvenlik haklarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle eksik bildirilen hizmetler; emeklilik, sigortalılık süresi ve sosyal güvenlik hakları bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

Antalya’da hizmet tespiti dosyalarını değerlendirirken yalnızca işçinin “orada çalıştım” şeklindeki beyanını yeterli görmüyorum. İşyerinin gerçekten faaliyet gösterip göstermediği, işçinin hangi tarihler arasında hangi işi yaptığı, çalışmanın kesintisiz veya mevsimlik olup olmadığı, gerçek işverenin kim olduğu, SGK’ya herhangi bir bildirim yapılıp yapılmadığı, bordro ve komşu işyeri tanıklarının bulunup bulunmadığı ve beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dosyada nasıl uygulanacağı birlikte incelenmelidir.

Konu hakkındaki diğer iş hukuku uyuşmazlıkları için Antalya İşçi Davaları Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş
Antalya Barosu
Son güncelleme: 29 Ağustos 2026
Hukuki inceleme: Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Antalya Hizmet Tespiti ve Sigortasız Çalıştırılma Davaları - Antalya Avukat

Kısa Cevap: Sigortasız Çalıştırılan İşçi Ne Yapabilir?

Bir işveren yanında fiilen hizmet akdiyle çalışmasına rağmen çalışması SGK’ya hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen işçi, şartları bulunuyorsa iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açabilir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, işveren tarafından gerekli bildirimleri yapılmayan veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak ispatlayabilir.

Ancak bu beş yıllık süre her dosyada yalnızca takvim hesabı yapılarak uygulanmaz. İşe giriş bildirgesi verilmiş olması, çalışmanın bir bölümünün SGK’ya bildirilmesi, bildirimsiz ve bildirimli dönemlerin kesintisiz biçimde birbirini takip etmesi veya çalışmanın Kurum tarafından öğrenilmiş olması hak düşürücü süre değerlendirmesini değiştirebilir. Bu nedenle “beş yıldan eski çalışma kesinlikle tespit edilemez” şeklindeki genel bir yaklaşım doğru değildir.

Hizmet Tespiti Davası Nedir?

Hizmet tespiti davası, işçinin gerçekte çalıştığı ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen sigortalı çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tespit edilmesine yönelik sosyal güvenlik hukuku davasıdır.

5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan kişiler 4/1-a kapsamında sigortalı sayılır. Sigortalılık hak ve yükümlülükleri kural olarak fiilen çalışmaya başlanmasıyla doğar. İşverenin işe giriş bildirgesini vermemesi, sigorta primini yatırmaması veya çalışmayı eksik bildirmesi, tek başına işçinin kanundan kaynaklanan sigortalılık niteliğini ortadan kaldırmaz.

Hizmet tespiti davasında temel soru şudur:

İşçi, iddia ettiği tarihler arasında gerçekten ve hizmet akdine dayalı olarak bu işveren yanında çalışmış mıdır?

Bu nedenle mahkeme yalnızca kağıt üzerindeki SGK kayıtlarına değil, fiili çalışma olgusuna ilişkin bütün delillere bakar.

Hangi Durumlarda Hizmet Tespiti Davası Gündeme Gelebilir?

Uygulamada hizmet tespiti özellikle şu durumlarda gündeme gelir:

  • İşçinin tamamen sigortasız çalıştırılması,
  • işe fiilen başlanmasına rağmen sigorta girişinin aylar veya yıllar sonra yapılması,
  • ayda 30 gün çalışılmasına rağmen SGK’ya daha az gün bildirilmesi,
  • belirli çalışma dönemlerinin hiç bildirilmemesi,
  • işçinin farklı bir işveren veya işyeri üzerinden bildirilmesi,
  • işveren değişikliği, taşeron veya şirket yapısı nedeniyle gerçek işverenin tartışmalı olması,
  • çalışmanın bir bölümünün kayıtlı, diğer bölümünün kayıt dışı yürütülmesi.

Her durum aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir. Özellikle eksik gün, sigorta başlangıç tarihi ve prime esas kazanç uyuşmazlıklarının hangi taleple ve hangi delillerle ileri sürüleceği ayrıca incelenmelidir.

Sigortasız Çalışma ile Eksik Sigorta Bildirimi Aynı Şey midir?

Hayır.

Tamamen sigortasız çalıştırmada işçinin belirli bir döneme ilişkin SGK hizmet kaydı bulunmayabilir.

Eksik bildirimde ise işçi SGK’ya bildirilmiş olmakla birlikte fiili çalışma ile Kuruma bildirilen süre arasında fark bulunabilir.

Örneğin işçi ay boyunca düzenli çalışmasına rağmen SGK hizmet dökümünde yalnızca 10 veya 15 günlük bildirim görülebilir.

Bir başka durumda işçi 2022 yılında işe başlamış ancak işveren sigorta girişini 2024 yılında yapmış olabilir.

Bu iki durumda da hizmet tespiti gündeme gelebilir; ancak hak düşürücü süre ve ispat değerlendirmesi aynı olmayabilir.

E-Devlet SGK Hizmet Dökümünde Eksik Gün Varsa Ne Yapılmalıdır?

İlk incelemelerden biri SGK hizmet dökümünün gerçek çalışma geçmişiyle karşılaştırılmasıdır.

Özellikle;

  • işe gerçek başlama tarihi,
  • SGK işe giriş tarihi,
  • aylık bildirilen prim günleri,
  • işten çıkış tarihleri,
  • işyeri sicil numaraları,
  • bildirim yapan işverenler

karşılaştırılmalıdır.

İşçi yıllarca aynı yerde çalışmış olmasına rağmen hizmet dökümünde farklı şirketlerden kesintili bildirimler bulunması da gerçek işveren ve çalışma ilişkisinin ayrıca incelenmesini gerektirebilir.

Hizmet Tespiti Davasında 5 Yıllık Süre

Bu davaların en kritik konularından biri beş yıllık hak düşürücü süredir.

5510 sayılı Kanun m.86/9, bildirilmeyen çalışmalar bakımından hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurulmasını öngörmektedir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu kabul edilmektedir.

Örneğin yalnızca 2022 yılında gerçekleşen ve SGK’ya hiçbir şekilde bildirilmeyen bir çalışma bakımından kural olarak süre 2022 yılının sonundan itibaren değerlendirilir.

Ancak gerçek dosyalarda hesaplama bundan daha karmaşık olabilir.

Hizmet Tespiti Davasında 5 Yıllık Süre Her Zaman Uygulanır mı?

Hayır.

Yargıtay uygulamasında işçinin çalışmasına ilişkin bazı belgelerin Kuruma verilmiş olması veya çalışmanın Kurum tarafından öğrenilmiş bulunması hak düşürücü süre değerlendirmesini etkileyebilir.

Özellikle işe giriş bildirgesi, dönemsel sigorta bildirimi ve bildirimsiz dönemin hemen ardından aynı işyerinde kesintisiz biçimde bildirilen çalışmanın devam etmesi önemlidir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli bir kararında da, sigortalının işe başladıktan sonra SGK’ya geç bildirilmesi ve bildirilmeyen çalışma döneminin daha sonra bildirilen çalışma dönemiyle kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü sürenin uygulanmasının bu kesintisiz çalışma dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Çalışmanın kesintiye uğraması ise farklı sonuca yol açabilir.

Bu nedenle:

“Dava tarihinden geriye doğru yalnızca son beş yıl istenebilir.”

şeklindeki değerlendirme her hizmet tespiti dosyasında doğru değildir. Yargıtay da bu şekilde mekanik bir hesaplamayı bazı dosyalarda hatalı bulmaktadır.

Kesintisiz Çalışma Neden Önemlidir?

Örneğin bir işçinin önce sigortasız, daha sonra sigortalı biçimde aynı işyerinde çalıştığı iddia ediliyorsa şu sorular incelenmelidir:

  • Sigortasız dönem ile bildirilen dönem arasında çalışma kesintisi var mı?
  • İşveren aynı mı?
  • İşyeri aynı mı?
  • İşin niteliği aynı mı?
  • İşçi fiilen çalışmaya devam etmiş mi?
  • SGK’ya verilen işe giriş veya hizmet belgeleri hangi tarihte başlamış?

Yargıtay, bu konuları somut olarak araştırmadan yalnızca dava tarihinden beş yıl geriye gidilerek eski dönemin reddedilmesini her durumda yeterli kabul etmemektedir.

Hizmet Tespiti Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Hizmet tespiti davaları sosyal güvenlik hakkını ilgilendirdiği için kamu düzeniyle bağlantılı kabul edilir. Bu nedenle yargılama sırasında çalışma olgusunun gerçeğe uygun şekilde belirlenmesine özel önem verilir.

Yargıtay, mahkemenin yalnızca tarafların getirdiği birkaç tanıkla yetinmemesini; gerektiğinde işyeri, SGK, belediye, vergi kayıtları ve komşu işyerleri üzerinden de araştırma yapılmasını aramaktadır.

Somut dosyaya göre özellikle şu deliller önem taşıyabilir:

  • SGK hizmet dökümü ve işe giriş bildirgeleri,
  • işyeri personel dosyaları,
  • ücret bordroları ve puantaj kayıtları,
  • banka ödeme kayıtları,
  • işyerine giriş-çıkış kayıtları,
  • vardiya çizelgeleri,
  • WhatsApp ve e-posta yazışmaları,
  • işveren tarafından verilen görev ve talimatlar,
  • işyeri grup yazışmaları,
  • fotoğraf ve video kayıtları,
  • iş kıyafeti veya personel kartları,
  • iş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri,
  • sağlık raporları ve işe giriş sağlık kayıtları,
  • resmî kurum kayıtları,
  • bordro tanıkları,
  • aynı dönemde çalışan diğer işçiler,
  • komşu işyeri çalışanları ve işverenleri.

SGK’nın kayıt dışı istihdama ilişkin kendi denetim yaklaşımında da işe giriş tarihi, ücret, çalışma süreleri, işyerine ait belgeler ve bordro veya işyeri dışından tanıkların araştırılması gerektiği belirtilmektedir.

Tanıkla Hizmet Tespiti Yapılabilir mi?

Tanık delili hizmet tespiti davalarında önemli olabilir.

Ancak özellikle uzun yıllar önce gerçekleştiği ileri sürülen çalışmalar bakımından tanığın işyerini ve çalışma düzenini gerçekten bilip bilmediği önem taşır.

Yargıtay uygulamasında özellikle “bordro tanığı” olarak adlandırılan, dava konusu dönemde aynı işyerinden sigortalı bildirimi yapılmış çalışanların dinlenmesine önem verilmektedir.

Bunlar bulunamıyorsa aynı dönemde faaliyet gösteren komşu işyerlerinin sahipleri veya çalışanlarının belirlenmesi de gündeme gelebilir.

Yargıtay 2025 tarihli kararlarında da hizmet tespiti için bordro tanıkları ve komşu işyeri araştırmasının yeterli kapsamda yapılmasını istemektedir.

İşveren Çalışmayı Kabul Ederse Dava Otomatik Olarak Kazanılır mı?

Hayır.

Hizmet tespiti yalnızca işçi ile işveren arasındaki özel bir uyuşmazlık değildir; sosyal güvenlik sistemini de etkiler.

Bu nedenle işverenin:

“Evet, bu kişi benim yanımda çalıştı.”

şeklindeki kabulü tek başına hizmet tespiti için yeterli görülmeyebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da hizmet tespiti davalarında işverenin çalışma olgusunu kabul veya reddetmesinin tek başına hukuki sonucu belirlemeyeceğini vurgulamaktadır.

Fiili çalışmanın objektif delillerle desteklenmesi gerekir.

İşe Giriş Bildirgesi Tek Başına Çalışmayı Kanıtlar mı?

Her zaman değil.

İşe giriş bildirgesi önemli bir belgedir; ancak Yargıtay, sigortalılık başlangıcının tespit edildiği davalarda dahi yalnızca işe giriş bildirgesinin bulunmasını fiili çalışmanın kesin kanıtı olarak yeterli görmeyebilir.

Çalışmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca araştırılır.

Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararında, işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen fiili çalışmanın bordro ve komşu işyeri tanıklarıyla yeterince araştırılmaması bozma nedeni yapılmıştır.

Bordroda Gösterilmeyen Gerçek Ücret Hizmet Tespiti Davasında Önemli midir?

Evet.

5510 sayılı Kanun m.86/9 yalnızca prim gün sayısını değil, şartları oluştuğunda mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamlarını da sosyal güvenlik yönünden önem taşır hale getirmektedir.

Ancak prime esas kazancın tespiti ile işçinin işverenden ücret alacağı talep etmesi aynı hukuki mesele değildir.

Örneğin bir işçi gerçekte aylık 45.000 TL ücret aldığı halde SGK’ya asgari ücret üzerinden bildirilmişse, gerçek ücretin hangi hukuki talep ve hangi delillerle ortaya konulabileceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda banka transferleri, bordrolar, yazılı ücret anlaşmaları, mesleğin niteliği, kıdem ve gerektiğinde emsal ücret araştırmaları önem taşıyabilir.

Hizmet Tespiti Davasında Mahkeme Kendiliğinden Araştırma Yapar mı?

Bu davalarda re'sen araştırma ilkesi diğer birçok özel hukuk davasına göre daha belirgin uygulanmaktadır.

Yargıtay, sosyal güvenlik hakkıyla bağlantısı nedeniyle mahkemenin yalnızca tarafların sunduğu delillerle yetinmemesi gerektiğini belirtmektedir. Çalışmanın gerçekliği, süresi ve niteliği gerektiğinde SGK, belediye, vergi dairesi ve diğer resmî kaynaklardan araştırılabilir.

Mahkeme özellikle;

  • işyerinin dava konusu tarihlerde faaliyet gösterip göstermediğini,
  • işyerinin kapasitesini,
  • işverenin kim olduğunu,
  • aynı dönemde bildirilen çalışanları,
  • işçinin yaptığı işin işyerinin faaliyet konusu ile uyumlu olup olmadığını,
  • çalışmanın sürekli, kesintili veya mevsimlik olup olmadığını

araştırabilir.

Hizmet Tespiti Davasında Davalı Kimdir?

Hizmet akdine bağlı zorunlu sigortalılık süresinin tespiti talebi esas olarak işverene karşı yöneltilir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/2 uyarınca, hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebiyle işveren aleyhine açılan davalarda dava Sosyal Güvenlik Kurumuna mahkeme tarafından resen ihbar edilir. SGK davaya davalı yanında fer'î müdahil olarak katılabilir ve kesinleşen mahkeme kararını uygulamakla yükümlüdür.

Bu nedenle dava taraflarının yanlış belirlenmemesi önemlidir.

Özellikle taşeron, alt işveren, şirket değişikliği veya işyerinin devri bulunan dosyalarda gerçek işverenin kim olduğunun tespiti ayrıca araştırılmalıdır.

Hizmet Tespiti Davasından Önce SGK'ya Başvurmak Zorunlu mudur?

Hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4'teki dava öncesi zorunlu SGK başvurusu kuralının açık istisnasıdır.

Dolayısıyla klasik hizmet tespiti talebinde dava açmadan önce SGK’ya başvurulması kanunen zorunlu değildir.

Bununla birlikte işçinin hâlen sigortasız çalışmaya devam ettiği veya kayıt dışı çalışmanın güncel olarak tespit edilebileceği durumlarda SGK’ya yapılacak bildirim veya denetim talebi pratik açıdan önem taşıyabilir.

SGK’nın yaptığı fiili tespitler ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda da önem kazanabilir.

Hizmet Tespiti Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Hizmet tespiti davası işçi alacağı, tazminat veya işe iade talebi niteliğinde değildir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3'te zorunlu arabuluculuk işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davaları için düzenlenmiştir. Bu nedenle hizmet tespiti talebi bakımından dava şartı arabuluculuk bulunmaz.

Ancak aynı iş ilişkisinden kaynaklanan;

  • kıdem tazminatı,
  • ihbar tazminatı,
  • ücret,
  • fazla çalışma,
  • yıllık izin

gibi ayrı işçilik alacakları da talep edilecekse, bu taleplerin zorunlu arabuluculuk ve zamanaşımı durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Hizmet Tespiti Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Hizmet tespiti davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir.

İş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise kanundaki usule göre asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir.

7036 sayılı Kanun, SGK’nın taraf olduğu veya sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıkları da kural olarak iş mahkemelerinin görev alanında düzenlemektedir.

Hizmet Tespiti Davası Nerede Açılır?

Yetkili mahkeme belirlenirken iş mahkemelerine ilişkin özel yetki kuralları ve somut çalışma ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.

İşçinin çalıştığı işyerinin Antalya’da bulunması, işin Antalya’da yapılması ve davalı işverenin yerleşim yeri gibi bağlantılar önem taşıyabilir.

Özellikle birden fazla şehirde faaliyet gösteren şirketlerde çalışmanın fiilen hangi işyerinde gerçekleştiğinin doğru tespit edilmesi gerekir.

Antalya'da Sigortasız Çalıştırılmanın Sık Görülebildiği Sektörler

Antalya’nın ekonomik yapısı nedeniyle hizmet tespiti uyuşmazlıklarında özellikle turizm, otelcilik, restoran, inşaat, temizlik, güvenlik, taşımacılık ve dönemsel iş ilişkileriyle karşılaşılabilir.

Ancak belirli bir sektörde çalışılmış olması tek başına sigortasız çalışmayı göstermez.

Özellikle otel ve turizm sektöründe sezonluk çalışma söz konusu olduğunda işçinin her yıl hangi tarihler arasında çalıştığının ayrı ayrı belirlenmesi gerekebilir.

İnşaat sektöründe ise aynı şantiyede farklı taşeron şirketlerin bulunması gerçek işverenin kim olduğu konusunda ek araştırma gerektirebilir.

Otel veya Restoranda Sezonluk Çalışan İşçi Bütün Yılı Tespit Ettirebilir mi?

Sadece “her yıl orada çalışıyordum” şeklindeki genel beyanla bütün yılın hizmet olarak kabul edilmesi beklenmemelidir.

Mahkeme çalışmanın gerçek süresini belirlemeye çalışır.

Örneğin bir otel çalışanının yalnızca turizm sezonunda çalıştığı ileri sürülüyorsa;

  • otelin açılış-kapanış dönemleri,
  • vardiya kayıtları,
  • diğer çalışanların bildirimleri,
  • işyeri kapasitesi,
  • tanık anlatımları,
  • ücret ödemeleri

gibi delillerle çalışma dönemleri somutlaştırılmalıdır.

Hizmet tespitinde amaç işçiye gerçekte çalışmadığı günleri kazandırmak değil, fiilen yaptığı çalışmanın doğru biçimde sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesidir.

Şantiyede Sigortasız Çalıştırılan İşçi Kime Dava Açmalıdır?

İnşaat sektöründe bu konu özellikle önemlidir.

İşçinin sahada çalıştığı şirket ile bordroda veya sözleşmelerde görünen şirket farklı olabilir. Ana yüklenici, alt işveren, taşeron veya farklı şirketler aynı şantiyede faaliyet gösterebilir.

Bu nedenle;

  • işçiye kim talimat veriyordu,
  • ücreti kim ödüyordu,
  • işe kim aldı,
  • çalışma düzenini kim belirliyordu,
  • işçinin yaptığı iş hangi şirketin organizasyonu içerisindeydi,
  • SGK işyeri dosyaları kime aitti

sorularının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay da hizmet tespitinde gerçek işverenin belirlenmesi için belediye, vergi, SGK ve işyeri kayıtları dahil kapsamlı araştırma yapılmasını istemektedir.

Hizmet Tespiti Davası Kazanılırsa Ne Olur?

Mahkeme bildirilmeyen hizmetlerin varlığını kabul ederse kararında tespit edilen çalışma dönemlerini, prim günlerini ve şartlarına göre ilgili kazanç bilgilerini belirler.

Karar kesinleştikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu karar doğrultusunda gerekli sosyal güvenlik işlemlerini gerçekleştirir.

Bu tespit işçinin;

  • prim gün sayısını,
  • sigortalılık süresini,
  • emeklilik hesabını,
  • bazı sosyal güvenlik haklarını

etkileyebilir.

SGK ayrıca tespit edilen bildirimsiz çalışma nedeniyle işveren yönünden prim, gecikme ve diğer idari sonuçları kendi mevzuatı kapsamında uygular. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kesinleşen hizmet tespiti sonrasında prim belgelerinin ve primlerin Kurum tarafından işveren yönünden işleme alınacağını belirtmektedir.

Sigortasız Çalıştırmak İşveren Açısından Ne Sonuç Doğurur?

Kayıt dışı istihdam yalnızca işçi açısından sosyal güvenlik kaybı yaratmaz.

SGK, kayıt dışı çalıştırma tespitlerinin işveren açısından idari para cezaları, geriye dönük prim ve gecikme yükleri ile bazı teşviklerin kaybedilmesine yol açabileceğini belirtmektedir.

Ancak hizmet tespiti davasının temel amacı işvereni cezalandırmak değil, işçinin gerçek sigortalı çalışma sürelerinin tespit edilmesidir.

İşveren Şirket Kapanmışsa Hizmet Tespiti Davası Açılabilir mi?

Şirketin kapanması veya işyerinin faaliyetine son vermesi tek başına geçmiş çalışma olgusunu ortadan kaldırmaz.

Ancak işverenin hukuki statüsü, şirketin tasfiye durumu, ticaret sicili kayıtları, işyeri SGK dosyaları ve davanın kime yöneltileceği dikkatle incelenmelidir.

Özellikle çok eski çalışma dönemlerinde taraf teşkili ve delillere ulaşılması daha zor hale gelebilir.

İşveren Değiştiyse veya Şirketler Arasında Devir Varsa Ne Olur?

İşçinin uzun yıllar aynı fiziksel işyerinde çalışmasına rağmen SGK hizmet dökümünde farklı şirketlerin görünmesi sık karşılaşılan durumlardan biridir.

Bu durumda;

  • işyerinin devri,
  • asıl-alt işveren ilişkisi,
  • şirketler arasındaki organik veya fiili bağlantı,
  • işçinin çalışmasının kesintiye uğrayıp uğramadığı,
  • hangi dönemden hangi işverenin sorumlu olduğu

ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bu husus hak düşürücü sürenin uygulanmasını dahi etkileyebilir.

Hizmet Tespiti ile İşçilik Alacağı Davası Aynı Şey midir?

Hayır.

Hizmet tespiti sosyal güvenlik hukukuna ilişkindir ve temel olarak bildirilmeyen sigortalı çalışma sürelerinin belirlenmesini amaçlar.

İşçilik alacağı davasında ise işçinin;

  • maaş,
  • fazla mesai,
  • kıdem tazminatı,
  • ihbar tazminatı,
  • yıllık izin,
  • hafta tatili veya genel tatil

gibi parasal hakları gündeme gelir.

Aynı çalışma dönemi her iki uyuşmazlığın da temelini oluşturabilir, ancak dava şartları, süreler ve hukuki sonuçlar farklıdır.

Bu nedenle hizmet tespiti için geçerli olan beş yıllık hak düşürücü süre ile işçilik alacaklarının zamanaşımı süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Antalya Hizmet Tespiti Dosyalarında Neleri Kontrol Ediyorum?

Antalya’da sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırıldığını ileri süren bir işçinin dosyasını incelerken özellikle;

  • işçinin gerçek işe giriş tarihini,
  • SGK hizmet dökümünü,
  • işe giriş ve işten çıkış bildirgelerini,
  • eksik bildirildiği ileri sürülen ayları,
  • çalışmanın kesintili veya kesintisiz olup olmadığını,
  • işyerinin dava konusu tarihlerde faaliyet durumunu,
  • işverenin gerçek kimliğini,
  • varsa şirket ve taşeron değişikliklerini,
  • işçinin yaptığı işi,
  • işyerinin çalışma kapasitesini,
  • ücret ödeme kayıtlarını,
  • işyeri yazışmalarını,
  • vardiya ve puantaj kayıtlarını,
  • bordro tanıklarını,
  • komşu işyeri tanıklarını,
  • SGK ve diğer kamu kurumu kayıtlarını,
  • beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağını,
  • aynı çalışma dönemine ilişkin işçilik alacağı bulunup bulunmadığını

birlikte değerlendiriyorum.

Hizmet tespiti dosyalarında yalnızca tanık sayısına veya yalnızca SGK hizmet dökümüne bakarak sonuç çıkarılmasını yeterli görmüyorum. İşçinin gerçekten çalıştığı süre ile işverenin Kuruma bildirdiği süre arasındaki farkın dosyanın bütün delilleriyle ortaya konulması gerekir.

Hizmet Tespiti Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada en önemli sorunlardan biri beş yıllık hak düşürücü sürenin fark edilmeden geçirilmesidir.

Bunun dışında;

  • SGK hizmet dökümünü detaylı incelememek,
  • sigortasız çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerini somutlaştıramamak,
  • sadece yakın akraba veya arkadaş tanıklara dayanmak,
  • bordro tanıklarını araştırmamak,
  • komşu işyeri çalışanlarını belirlememek,
  • işveren veya şirket değişikliklerini incelememek,
  • kısmi SGK bildirimlerinin hak düşürücü süreye etkisini değerlendirmemek,
  • sezonluk çalışmayı bütün yıl çalışma gibi ileri sürmek,
  • işçilik alacaklarıyla hizmet tespitini birbirine karıştırmak,
  • gerçek işvereni yanlış belirlemek,
  • işverenin kabulünü tek başına yeterli sanmak

davanın sonucunu olumsuz etkileyebilir.

Antalya Hizmet Tespiti ve Sigortasız Çalıştırılma Davalarında Hukuki Destek

Hizmet tespiti dosyalarında hukuki inceleme; işçinin SGK kayıtları ile fiili çalışma geçmişinin karşılaştırılmasını, hak düşürücü sürenin değerlendirilmesini, işveren ve işyeri bilgilerinin araştırılmasını, bordro ve komşu işyeri tanıklarının belirlenmesini ve yazılı-dijital delillerin birlikte değerlendirilmesini kapsayabilir.

Özellikle yıllar süren kesintisiz çalışma, sonradan başlayan SGK bildirimi, farklı şirketlerden yapılan bildirimler veya Antalya’daki sezonluk iş ilişkilerinde hizmet dönemlerinin doğru şekilde ayrıştırılması önemlidir.

Antalya’da sigortasız çalıştırıldığınızı, sigorta girişinizin geç yapıldığını veya çalıştığınız günlerin SGK’ya eksik bildirildiğini düşünüyorsanız, hizmet tespiti davası ve sosyal güvenlik haklarınız bakımından hukuki değerlendirme alabilirsiniz.

Antalya'da sigortasız çalıştırıldıysanız, sigorta girişiniz geç yapıldıysa veya çalıştığınız günler SGK'ya eksik bildirildiyse hizmet tespiti ve sosyal güvenlik haklarınız konusunda hukuki değerlendirme almak için iletişime geçebilirsiniz.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME İÇİN ARAYIN: +90 543 620 68 36
Avukat Cennet Kesici Çetinbaş

Avukat Cennet Kesici Çetinbaş
Antalya Barosu
Muratpaşa, Antalya

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Hizmet tespiti davası nedir?

Hizmet tespiti davası, hizmet akdiyle fiilen çalışılmasına rağmen SGK’ya bildirilmeyen veya eksik bildirilen sigortalı çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tespit edilmesini amaçlayan davadır.

Sigortasız çalışan işçi dava açabilir mi?

Şartları bulunuyorsa evet. İşverenin sigorta bildirimi yapmamış olması işçinin hizmet akdine dayalı gerçek çalışma süresinin tespit edilmesine engel değildir.

Hizmet tespiti davasında süre kaç yıldır?

5510 sayılı Kanun m.86/9 uyarınca kural olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık hak düşürücü süre bulunmaktadır. Ancak kısmi bildirim, işe giriş bildirgesi, kesintisiz çalışma ve Kurumun çalışmadan haberdar olması gibi hususlar somut dosyada sonucu değiştirebilir.

Beş yıldan eski sigortasız çalışma hiçbir şekilde tespit edilemez mi?

Her zaman böyle değildir. Hak düşürücü sürenin uygulanması işçinin SGK’ya daha sonra bildirilmiş olup olmadığına, çalışmanın kesintisiz devam edip etmediğine ve Kuruma sunulmuş belgelere göre değişebilir.

Hizmet tespiti davasından önce SGK'ya başvurmak zorunlu mudur?

Hizmet akdine dayalı zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri, 7036 sayılı Kanun m.4'teki zorunlu SGK ön başvurusunun istisnasıdır.

Hizmet tespiti davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır. Hizmet tespiti işçi alacağı, tazminatı veya işe iade talebi niteliğinde olmadığından dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

Hizmet tespiti davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir.

SGK hizmet tespiti davasında davalı mıdır?

Dava esas olarak işverene karşı açılır. 7036 sayılı Kanun uyarınca mahkeme davayı SGK’ya resen ihbar eder ve SGK davaya fer'î müdahil olarak katılabilir.

İşveren çalıştığımı kabul ederse tanık gerekir mi?

İşverenin kabulü tek başına yeterli olmayabilir. Hizmet tespiti kamu düzenini ve sosyal güvenlik sistemini etkilediğinden fiili çalışmanın diğer delillerle de ortaya konulması gerekir.

İşe giriş bildirgesi varsa hizmet tespiti kesin kabul edilir mi?

Hayır. İşe giriş bildirgesi önemli bir delildir ancak fiili çalışmanın gerçekleştiği ayrıca araştırılabilir.

Tanıklarla sigortasız çalışma ispatlanabilir mi?

Tanık delili kullanılabilir. Özellikle aynı dönemde işyerinde sigortalı olarak çalışan bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanları önem taşıyabilir.

WhatsApp yazışmaları hizmet tespitinde delil olabilir mi?

İşveren veya yöneticilerle yapılan işe ilişkin yazışmalar, çalışma saatleri, görevler ve talimatları göstermesi halinde diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Eksik gün bildirimi için hizmet tespiti davası açılabilir mi?

Fiilen çalışılan günlerin SGK’ya eksik bildirildiği durumlarda şartlarına göre hizmet tespiti talebi gündeme gelebilir.

Gerçek maaş SGK'ya düşük bildirildiyse ne yapılabilir?

Prime esas kazancın eksik bildirilmesi ayrıca değerlendirilmelidir. Banka kayıtları, ücret belgeleri, meslek ve kıdem bilgileri ile diğer deliller gerçek kazancın tespitinde önem taşıyabilir.

Hizmet tespiti emekliliği etkiler mi?

Tespit edilen hizmetler prim gün sayısı ve sigortalılık süresini değiştirebileceğinden şartlarına göre emeklilik hesabını ve sosyal güvenlik haklarını etkileyebilir.

Resmî Kaynaklar ve Hukuki Dayanaklar

Önemli Hukuki Not: Bu sayfadaki bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Hizmet tespiti davasında beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı; işçinin çalışmasının hangi tarihler arasında gerçekleştiğine, çalışmanın kesintili veya kesintisiz olmasına, SGK’ya yapılan bildirimlere, işe giriş bildirgesine, işveren ve işyeri değişikliklerine ve Kurumun çalışma hakkında bilgi sahibi olup olmadığına göre değişebilir. Her dosyanın kendi çalışma ve sigorta kayıtları üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.